• Şule

DÜNYAMIZIN UYDUSU AY NASIL OLUŞTU?




Uydu dediğimiz oluşum, bir nesnenin etrafında, yörünge içinde hareket eden bir gökcismidir.





Gezegenlerin etrafında belirli bir yörüngede dönmekte olan Ay benzeri gökcisimler doğal uydu sınıfına girmektedir. Güneş sistemimiz içerisinde Merkür ve Venüs hariç tüm gezegenlerin doğal uydusu bulunmaktadır. Uydular sadece doğal uydu olarak sınırlı kalmayıp alanında uzman kişilerin bir araya gelip ürettiği ve Dünyamızın yörüngesine başarılı bir şekilde gönderdikleri uydular ise Yapay uydulardır.

Yapay uydular, insan eliyle yapılan, uzaya gönderilerek başarılı bir şekilde yörüngeye oturtulan mekanizmalardır. Bu yüzden onlar hakkında yeterli bilgiye sahibiz. Fakat konu kendi uydumuz olan Ay’a gelince elimizde hipotezler ve bu hipotezlerin doğrulunu test edebileceğimiz bulgulardan başka bir şey bulunmamaktadır. Hadi gelin bu hipotezleri inceleyelim.

Gökyüzünde görmeye alışık olduğumuz uydumuzun Dünya’nın yörüngesinde nasıl dolanmaya başladığı hakkında elimizde bazı hipotezler ve bunlara kanıt olacak birtakım bulgular bulunmaktadır. Hadi gelin bu hipotezlere göz atalım.


I. YAKALAMA HİPOTEZİ


Bu hipoteze göre Ay ve Dünya şu anki konumlarından daha uzak noktalarda oluşmaya başladılar. Uzaydaki hareketlilik ve dış etkenler sonucu Ay, Dünya’nın kütle-çekim etkisine kapılacak kadar Dünya’ya yaklaştı ve yörüngeye oturarak Dünya’nın uydusu haline geldi.



Bu hipotez her ne kadar kabul edilebilir olsa bile hala bazı durumların varlığı bu hipotezin geçerli olmasını zorlaştırıyor.

Şöyle ki Ay gibi büyük kütleye sahip bir gökcisminin Dünyanın yörüngesine girmesi için çok yavaş hareket etmesi gerekmektedir. Fakat Güneş’in yörüngesinden çıkabilmek için de ivmesinin çok büyük olması gerekiyor. Ayrıca NASA’nın Apollo projeleri ile Aydan aldığımız toprak örnekleri, alanında uzman jeologlar, kimyagerler, biyologlar tarafından incelendiğinde Ay ve Dünyanın oksijen izotop oranının çok yakın olduğunu tespit ettiler. Fakat bu hipotezimiz bize bu oranın nasıl ve neden bu kadar yakın olduğunu açıklamıyor.


Yakalama Hipotezi bir oluşum hipotezi değildir. Çünkü Ay için düşünülen bu hipotez Mars’ın uyduları Phobos ve Deimos içinde düşünülebilir. Bu hipotez sadece gördüğümüz cismin nereden gelmiş olabileceğini anlamaya çalışan bir hipotezdir. Dolaysıyla geçerli bir hipotez değildir.


I. GEZEGENSEL BÖLÜNME HİPOTEZİ


Bu hipotez kısaca şu fikri öne sürmekte: Dünyamız ilk oluştuğu zamanlarda o kadar hızlı dönüyordu ki bir parçası bu kuvvete dayanamayıp koptu. Kopan bu parça zamanla kendi hızını ve döngüsünü oluşturarak yörüngeye yerleşip uydumuz haline geldi.







Bu hipotezi öne süren kişi Charles Darwin’in oğlu George Darwin’dir. George Darwin ve destekçileri bu hipotezi kanıtlamak için Büyük Pasifik Okyanusundaki devasa boşluğun, Dünyanın çok hızlı dönmesiyle kopan parçanın ardında kalan kısmı olarak gösterdiler.

Bu kanıtın doğruluğunu tespit etmek için yapılan araştırmalarda Pasifik Okyanusunun yatağını incelediler ve bu yatağın 200 milyon yıl önce oluştuğunu, Ay’ın ise –Apollo görevleri sayesinde- 4,5 milyar yıl önce oluştuğunu biliyoruz. Apollo görevleri ardından Ay yüzeyinden alınan örnekleri incelediğimizde Ay’ın yüzeyinin Dünya’nın okyanus kabuğuna ait herhangi bir madde içermediğini ama Dünyanın mantosuna ait maddeler içerdiği kanıtlandı. Yapılan tüm araştırmalar sonucunda, öne sürülen bu hipotezin cevaplayamadığı birçok soru olması ve kanıt olarak sunulan durumların gerçekler ile örtüşmediğinin ortaya çıkması bu hipotezin terk edilmesine neden olmuştur.



I. BERABER OLUŞMA HİPOTEZİ (AKRESYON HİPOTEZİ)


Bu hipotezimiz Ay ve Dünya’nın aynı maddelerden oluştuğunu öne sürmektedir. Ay ve Dünya’nın bir çift sistem olduğunu ve birlikte oluşarak iki gökcisminin Güneş etrafında belirli bir yörüngede ilerlediğini söylemektedir.



Fakat Dünya ve Ay’ın oluşturduğu açısal momentumdan elde ettiğimiz veriler, bu şekilde bir çift sistem oluşumunu doğrulamamaktadır. Örneğin: Aynı materyallerden yapılmış ise neden Ay’ın içerisinde de Dünyadaki gibi dev bir demir çekirdek yok? Dünya’da çok su var iken neden Ay’da çok az? Neden Ay, Dünyadaki gibi ağır elementler içermiyor da sadece hafif elementler içeriyor? sorularını yanıtlayacak kadar güçlü bir hipotez değildir. Bu durum hipotezimizin güvenilir olmadığını gösterir ve bilim dünyasında kabul görmez.


I. BÜYÜK ÇARPIŞMA HİPOTEZİ


Bu hipotezimizi öne süren astronom William Hartmann’dır. Hartmann, NASA’da Ay üzerindeki kraterlerin haritasını çıkarmak ile görevli iken aklına takılan birçok soru olmuş ve bu sorulara cevap ararken bizlere “Büyük Çarpışma Hipotezini” vermiştir.






Hipotezimiz; Dünyamız daha yeni oluşmaya başlarken, Mars büyüklüğünde olduğu düşünülen Theia isimli bir gezegenin Dünya’ya oldukça yakın bir konumda oluştuğunu ve bu yakınlıktan dolayı oluşan kütle-çekim kuvvetinin Theia ve Dünya’nın çarpışmasına sebep olduğunu öne sürmektedir.





Bu hipotezi, simülasyon üzerinde uyguladığımızda Theia’nın çarpmadan önceki hızının saniyede 3-4 kilometre olabileceğini tahmin ediyoruz. Ayrıca bilim insanları bu hipotezi simüle ederken Theia’nın hızının çok az bir farkla daha yüksek olması durumunda, çarpışmanın etkisiyle iki büyük gezegenin çekirdeklerinin kaynaşarak büyük dev bir çekirdek oluşturabileceğini gözlemledi.



Yaşanan bu çarpışmanın ardından kalan maddelerin yeni yeni oluşan Dünyamızın etrafında bir disk oluşturduğu ve Dünyamızın yörüngesine kapılıp kaynaşarak bugünkü uydumuz olan Ay’ı oluşturduğu düşünülmektedir. Ve Dünyamızın sahip olduğu 23° 5 eksen eğikliğinin bu çarpışma sonucu olduğu düşünülmektedir.





Bu hipotez bilim dünyasında diğer hipotezlere göre daha çok kabul görmüştür. Çünkü bu hipotezde Ay, Dünyadan kopan maddelerden oluştuğu için hafif elementlerin Ay’da toplandığını, Dünya’daki ve Ay’daki oksijen izotop oranın neden aynı oranda olduğunu, Ay’ın neden büyük bir çekirdeğinin olmadığını, Dünya ve Ay’ın yörüngelerinin neden benzer yörüngede olduğunu, Ay’ın yoğunluğunun neden Dünya’nın yoğunluğundan daha az olduğunu açıklar.


Bu hipotez bilim dünyasında diğer hipotezlere göre daha çok kabul görmüştür. Çünkü bu hipotezde Ay, Dünyadan kopan maddelerden oluştuğu için hafif elementlerin Ay’da toplandığını, Dünya’daki ve Ay’daki oksijen izotop oranın neden aynı oranda olduğunu, Ay’ın neden büyük bir çekirdeğinin olmadığını, Dünya ve Ay’ın yörüngelerinin neden benzer yörüngede olduğunu, Ay’ın yoğunluğunun neden Dünya’nın yoğunluğundan daha az olduğunu açıklar.


Hipotezimiz birçok soruyu yanıtlamaktadır ama aynı zamanda yeni bir soruyu düşünmemizi sağlar. Neden Venüs’ün bir tane bile uydusu yok?

Hipotezimizin sunduğu bakış açısını Venüs için uyguladığımızda görüyoruz ki Venüs’ün de uydusunun olması gerekmektedir. Çünkü yaptığımız gözlemler doğrultusunda biliyoruz ki Venüs birçok gökcismiyle çarpışmaya maruz kalmaktadır. Fakat buna rağmen uydusu bulunmamaktadır. Bununla birlikte Ay’ın neden uçucu elementlerini yitirdiği sorusunu da cevapsız bırakmaktadır. İşte bu noktada Büyük Çarpışma Hipotezimizin güvenilirliğini sorguluyoruz.

Bu Büyük Çarpışma Hipotezine benzeyen bazı hipotezler bulunmaktadır. Bunlardan ilki şu şekildedir:

Dünyamız oluşum aşamasındayken bir çarpışma geçirdi fakat Theia’nın iç çekirdeği daha küçüktü. Çarpmadan sonra Theia’nın çekirdeği Dünya’nın çekirdeği ile birleşmek yerine uzaya fırladı ve çarpışmanın etkisiyle savrulan maddeler bu çekirdeğin çevresinde birikmeye başlayarak bugünkü uydumuz Ay’a dönüştü.


Diğer çarpışma hipotezi ise şu şekildedir:

Dünya yeni yeni oluşurken aynı zamanda hala uzayda yeni oluşan veya oluşmaya başlayan birçok gezegen, yıldız, gökcismi olduğu için etrafa çok fazla madde saçılmaktaydı. Bunlardan Dünyamıza isabet edenler oldu ve ondan maddelerin uzaya savrulmasına neden oldu. Uzaya savrulan bu maddelerde zamanla kaynaşarak bugünkü Ay halini aldı.


“Ay nasıl oluştu?” Günümüzde bu soruya tek ve net bir cevap veremiyoruz ama teknolojinin ve zamanın ilerlemesi ile yeni bulgular yeni ve farklı yöntemlerle yapılan araştırmaların bu soruya cevap vereceğine olan inancınızı asla kaybetmemenizi, soruların ve cevapların peşinden gitmenizi diliyorum.




KAYNAKLAR:

55 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör